Genel Kural: Ortakların Sınırlı Sorumluluğu
Limited şirketlerde ortaklar, kural olarak şirketin borçlarından sorumlu tutulamazlar. Ortakların sorumluluğu, öncelikle şirkete karşı taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır. Bu durum, sermaye şirketi niteliğinin bir gereğidir. Anonim ve limited şirketlerde, şirket alacaklıları, ödenmemiş sermaye borcu dolayısıyla ortaklara doğrudan başvurma hakkına sahip değildir. Alacaklılar, alacaklarını şirketten tahsil edememeleri halinde ancak şirketin iflasını talep edebilirler.
Bu ilke uyarınca, ortaklar, şirketin özel hukuktan kaynaklanan borçlarından dolayı taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlı olarak sorumludurlar. Sermaye payını tam olarak ödeyen bir limited şirket ortağının, şirketin özel hukuk borçlarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
İstisnai Durumlar: Ortağın Şahsi Mal Varlığına Başvurulabilecek Haller
Ortakların şirketin borçlarından dolayı şahsi mal varlıklarına başvurulabilmesi, genel kuralın istisnaları kapsamında değerlendirilir. Bu istisnalar başlıca şunlardır:
Kamu Borçlarından Kaynaklanan Sorumluluk
Limited şirket ortaklarının şahsi mal varlıklarına başvurulabilmesinin en önemli istisnası, şirketin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluğudur. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK)'un 35. maddesi uyarınca, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından, ortaklar sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Bu durumda, ortağın sorumluluğu, sermaye koyma borcunu yerine getirmiş olsa dahi devam eder. Kamu alacağının tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması, ortağa başvurulabilmenin ön şartıdır.
Kamu Borçlarında Kanuni Temsilci ve Ortak Sıralaması
Kamu alacaklarının tahsilinde, limited şirketin tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan borçlar için kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması olup olmadığı hususu tartışmalı olsa da, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 26.06.2019 tarih, 2013/1 esas ve 2018/1 sayılı kararına göre, limited şirketin vergi borcunun tahsilinde ortağın takibine başlanabilmesi için daha önceden kanuni temsilcinin takibinin gerekli olmadığına hükmedilmiştir. Bu karar uyarınca, idare, ortağı ve kanuni temsilciyi arasında herhangi bir sıralama olmaksızın takip edebilecektir.
Ancak, bazı Danıştay kararları, öncelikle şirketin mal varlığından tahsiline çalışılması, bunun olanaksız olduğunun tespit edilmesi halinde kanuni temsilcilerin takip edilmesi, şayet kanuni temsilciden de tahsil edilemezse ancak bu aşamada ortağın takip edilmesinin mümkün olabileceği yönündedir.
Ortağın Sorumluluğunun Niteliği
Kamu borçlarından kaynaklanan sorumlulukta, ortağın sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanmaktadır. Ortağın sorumluluğu, sermaye payı oranında ve ikinci derecededir. Bu borçtan tüm mal varlığı ile sorumlu olan ortak, müteselsilen değil, müştereken sorumludur. Yani kamu borcunun tamamı ya da bir kısmı, herhangi bir ortaktan istenemeyecektir. Her bir ortak, bu borçtan kendi sermaye payı oranında sorumlu olup, kendisine takip yapılan ortak, payına düşen miktardan fazlasını ödemeye zorlanamayacaktır.
Sermaye Koyma Borcunu Yerine Getirmeyen Ortağın Takibi
Limited şirket ortağının sermaye taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, şirket tarafından ortağın tüm malvarlığına başvurulabilecektir. Dolayısıyla ortağın sermaye koyma taahhüdünden ötürü sorumluluğu sınırsız ve şahsi niteliktedir. Bu durumda, şirket, mütemerrit duruma düşen ortağa karşı, ödenmeyen pay bedeli için icra takibi yapabilir. Ancak bu işlemin yapılabilmesi için tüm ortaklardan esas sermaye payı borcunun talep edilmesi gerekir.
Şirket alacaklılarının, sermaye taahhüdünü ifa etmeyen ortağa karşı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 89 gereğince üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczi hükmüyle başvurma imkanının bulunup bulunmadığı hususu öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre, ortakların şirket borçlarından ötürü sorumlu olmadıkları TTK gereğince, şirket alacaklıları, sermaye taahhüdünü ifa etmeyen ortak aleyhine İİK m. 89 ihbarnamesi göndermezler. Diğer bir görüşe göre ise, sermaye alacaklarının da haczi mümkün olmalıdır.
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması (İstisnai Durumlar)
Belirli durumlarda, şirketin tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle ortakların şahsi mal varlıklarına başvurulması mümkün olabilir. Ancak bu durum, sunulan kaynaklarda detaylı olarak açıklanmamıştır.
Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri: Şirket sözleşmesinde öngörülmüş ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri de ortakların sorumluluğunu doğurabilir.
Şirketin Ortağın Borcunu Ödemesi
Şirketin, ortağın borcunu ödeyebilmesi için ortaklar kurulunun bu ödeme konusunda karar alması gerekir. Limited şirketin, ortağın borçlarını ödemesi işlemi, şirketin temel işlemleri arasında olmadığından bu işlem temsil yetkisi dışındadır.
Eğer bir ortak şirketin borcunu kendisi öderse, bu ödeme ortak sıfatıyla üstlenilen ve hukuki sorumluluk gereğince yapılmış ödeme kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle ortağın yaptığı ödemeyi, limited şirketten vekâletsiz iş görme hükümleri gereğince talep etmesi mümkündür. Ancak bu ödeme şirketin diğer ortaklarından talep edilemez.
Şirket borcunu ödemediğinde, ortağın şahsi mal varlığına doğrudan icra takibi yapılması genel kural olarak mümkün değildir. Ortakların sorumluluğu, kural olarak taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır.
Ancak, kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluk hallerinde, şirketten tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları için ortaklar, sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu tutulabilir ve şahsi mal varlıklarına icra takibi yapılabilir. Bu durumda, kanuni temsilcinin takibinin öncelikli olup olmadığı hususunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı, kanuni temsilcinin takibinin gerekli olmadığı yönündedir.
Ayrıca, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortaklar da şirket tarafından takibe uğrayabilir. Diğer özel hukuk borçları için ise, limited şirketlerde ortakların şahsi mal varlıklarına doğrudan başvurulması mümkün değildir.