1. Genel Olarak Haciz ve Borçlunun Üçüncü Kişideki Alacakları

Haciz, kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan para alacağının ödenmesini sağlamak amacıyla, alacaklı lehine, borçluya ait mal ve haklara icra dairesi tarafından hukuken el konulmasıdır. İcra takibinin amacı, alacaklının alacağını borçlunun haczi kabil malvarlığının haczedilip paraya çevrilerek elde edilmesidir. Bu kapsamda, borçlunun kendi elinde bulunan malların yanı sıra, üçüncü kişilerdeki mal ve alacakları da icra takibine konu edilebilir.

Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczi, İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 89. maddesi hükümlerine göre gerçekleştirilir. Bu madde, borçlunun üçüncü kişinin elinde bulunan ve kıymetli evraka bağlı olmayan hak ve alacaklarının veya borçlunun üçüncü kişi elinde olan taşınır mallarının haczedilmesini düzenler.

2. Borçlunun Üçüncü Kişideki Alacağının Haczedilebileceği Durumlar

Borçlunun üçüncü bir kişiden olan alacağının icra takibine konu edilebilmesi için bazı temel şartlar ve durumlar söz konusudur:

2.1. Kesinleşmiş İcra Takibi

Borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczedilebilmesi için, alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleşmiş olması gerekmektedir. Takip kesinleştikten sonra, borçlu borcunu ifa etmekten kaçınırsa, alacaklı borçlunun mallarının haczedilmesini talep edebilir.

2.2. Borçlunun Üçüncü Kişideki Alacağının Varlığı

Borçlunun üçüncü kişideki alacağı, borçlunun mal beyanında bulunurken üçüncü kişideki alacağını belirtmesi veya alacaklının bunu iddia etmesi ile ortaya çıkar. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağını iddia etmesi üzerine, icra müdürü bu alacağı haczeder. Ancak, icra müdürünün, alacaklının iddia ettiği alacağın gerçekten var olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle, üçüncü kişideki alacakların varlığı kesin gözüyle bakılamaz ve bunların üçüncü kişide gerçekten var olup olmadığının tespiti gerekir.

2.3. Mevcut veya Müstakbel Alacaklar

Borçlunun üçüncü kişideki alacakları, haciz kararı alınırken borçlunun üçüncü kişideki mevcut alacakları olabileceği gibi, borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukukî ilişkiye dayanan, ileride doğacak alacaklar da olabilir. Doktrinde ve yargı içtihatlarında, borçlunun müstakbel alacaklarının haczedilip haczedilemeyeceği konusu tartışmalı olmakla birlikte, belirli bir hukuki ilişkiye dayanan müstakbel alacakların haczi mümkün kabul edilmektedir. Ancak, takip borçlusu ve üçüncü kişi arasında hukuki bir ilişkiye dayanmayan, doğması ümit edilen, ihtimale dayanan alacaklar bu hükmün uygulama kapsamına girmez ve haczedilemez.

Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları arasında maaş ve ücret alacakları ile diğer alacaklar olarak iki grup bulunmaktadır. İİK m. 89 hükümleri, borçlunun maaş ve ücretleri dışındaki diğer alacaklarının haczi için daha çok geçerlidir.

2.4. Hukuki İlişkinin Varlığı

Borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczedilebilmesi için, borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukuki ilişkinin bulunması gerekmektedir. Yargıtay, üçüncü kişide sözleşmeden doğan bir hak ve alacak olmadıkça İİK m. 89'un uygulanmasının doğru olmayacağını belirtmiştir. Örneğin, borçlunun bir cari hesap sözleşmesinin tarafı olduğu durumlarda, sözleşmeye dayanan bir alacağının olması halinde alacağın haczi mümkündür.

3. Haciz İşleminin Uygulanması ve Üçüncü Kişinin Hakları

Alacaklının talebi üzerine icra dairesi, borçlunun üçüncü kişideki alacağını haczetmek için haciz ihbarnamesi gönderir. Bu ihbarname ile üçüncü kişiye, borçluya olan borcunu icra dairesine ödemesi gerektiği bildirilir.

İcra ve iflâs hukukundaki bu düzenlemelerle, borçlu ve üçüncü kişinin anlaşarak alacaklının zararına hareket etmeleri önlenmektedir. Aynı zamanda, üçüncü kişinin de haklarının korunması amaçlanmaktadır. Borçlunun borcu için, üçüncü kişinin malvarlığına dahil unsurlar haczedilemez. Borçla ve takiple ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin malvarlıklarına müdahale edilmemesi esastır.

Borçlu ve üçüncü kişilerin anlaşarak alacaklının uygulattığı haciz işleminin sonuçsuz bırakılmaması için bir takım tedbirler düzenlenmiştir. Ancak bu tedbirler uygulanırken üçüncü kişilerin haklarına zarar verilmemeli ve alacaklı, borçlu ve üçüncü kişi arasındaki menfaat dengesi korunmalıdır.

4. Haczedilmezlik ve İstihkak Davası

İcra ve İflas Kanunu'nda, borçlunun bazı mal, hak ve alacaklarının haczedilmezliği düzenlenmiştir. Bu hükümlerle, borçlunun temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanır.

Borçluya ait olduğu düşünülen ancak üçüncü kişilere ait olan mallar haczedildiğinde, üçüncü kişiler istihkak davası açarak bu haczin kaldırılmasını talep edebilirler. İstihkak davası, haczedilen mal üzerindeki haczin uygun olup olmadığının tespit edilmesine yönelik bir hukuki yoldur.

Sonuç olarak borçlunun üçüncü bir kişiden olan alacağı, kesinleşmiş bir icra takibi sonucunda, borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukuki ilişkiye dayanan ve haciz anında mevcut olan veya ileride doğması muhtemel (belirli bir hukuki ilişkiye dayanan) alacaklar olması durumunda icra takibine konu edilebilir. Bu süreçte, borçlu ve üçüncü kişinin haklarının korunması ile alacaklının alacağına kavuşması arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi esastır.

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al