Borçlunun üzerine kayıtlı görünür bir malvarlığının bulunmaması durumunda icra ve takip hukuku alacaklıya çeşitli hukuki imkânlar ve başvuru yolları tanımaktadır. Yargı kararları ve mevzuat hükümleri çerçevesinde alacaklının başvurabileceği temel yollar şunlardır:
Genişletilmiş Malvarlığı ve Hak Araştırması Yapılması: Borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının, alacaklı olduğu başka icra dosyalarının, henüz tescil edilmemiş ayni haklarının veya miras paylarının tespiti ve haczi.
Aciz Belgesi Elde Edilmesi ve Tasarrufun İptali Davası Açılması (İİK m. 277 vd.): Borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı geçmiş tasarrufların iptal ettirilerek ilgili mal üzerinden cebri icraya devam edilmesi.
İflas Yoluyla Takip ve Doğrudan İflas: Şartları varsa borçlu hakkında iflas takibi başlatılması veya doğrudan iflas davası açılması (İİK m. 177).
Tüzel Kişilerde Kanuni Temsilcilere / Ortaklara Başvuru: Kamu alacakları ve özel düzenlemeler kapsamında, tüzel kişinin malvarlığından tahsil imkânsızlığının somutlaşması halinde kanuni temsilcilerin takibi.
Malvarlığı, Hak ve Alacak Araştırmaları
Borçlunun üzerine kayıtlı aktif taşınır veya taşınmaz bulunmaması halinde alacaklı, takip hukuku kapsamında borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, hak ve alacaklarının peşine düşebilir:
Borçlunun Başka Dosyalardaki Alacaklarının Haczi: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi (08.06.2020, E. 2019/765, K. 2020/748), "Kural olarak borçlunun her türlü mal ve hakkının haczi mümkündür. Asıl olan borcun ödenmesi, bir diğer ifade ile alacaklının alacağına kavuşmasıdır." gerekçesiyle borçlunun alacaklı olduğu icra dosyalarının UYAP üzerinden sorgulanmasının ve "alacaklının borçlunun alacaklısı olduğu takip dosyalarındaki alacağına haciz koyma hak ve yetkisi bulunduğundan" haciz konulmasının alacağın tahsiline yönelik zorunlu bir takip işlemi olduğunu kabul etmiştir.
Miras Kapsamındaki Hak ve Taşınmazların Sorgulanması: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi (22.10.2024, E. 2024/473, K. 2024/2475), borçlu adına doğrudan kayıt çıkmasa dahi "alacaklı, borçlunun murisinin ölüm tarihini de gösterir şekilde nüfus kaydını talebine ekleyerek, muristen intikal edecek taşınmazların Uyap ortamından sorgulanarak haciz konulmasını talep edebilecektir" tespitiyle icra müdürlüğünün sorgulama talebini reddetmesini hukuka aykırı bularak işlemi iptal etmiştir.
Henüz Tescil Edilmemiş Mülkiyet ve Ayni Hakların Borçlu Adına Tescili (İİK m. 94/2): Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (21.05.2026, E. 2025/3643, K. 2026/2248), 2004 sayılı Kanun'un 94/2. maddesinde yer alan "Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir." hükmü gereğince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında borçluya isabet eden ancak tescil edilmeyen taşınmazların borçlu adına tescilini istemekte alacaklının hukuki yararı bulunduğunu değerlendirmiştir.
Pasif Tapu Kayıtlarının Araştırılması: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (12.01.2023, E. 2022/7789, K. 2023/181) kararında aktarılan ilk derece mahkemesi gerekçesine göre, alacaklı "alacağın tahsiline yönelik gerekli araştırma ve sorgulama işlemlerini icra müdürlüklerinden talep edebileceğini" gibi pasif kayıtları "tapu sicil müdürlüğünde inceleyerek belgeleri temin edebileceğinden" elde ettiği bilgilerle tasarrufun iptali davası veya şikâyet yoluna başvurabilmektedir.
Aciz Belgesi ve Tasarrufun İptali Davası (İİK m. 277 vd.)
Borçlunun haczi kabil hiçbir malvarlığının bulunmadığı tespit edildiğinde, alacaklının en etkili başvuru yolu İİK m. 277 vd. uyarınca açılacak tasarrufun iptali davasıdır.
Haciz Tutanağının Aciz Belgesi Sayılması: Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için alacaklının elinde kesin veya geçici aciz belgesi bulunması dava ön koşuludur:
Anayasa Mahkemesi (25.12.2024, E. 2024/97, K. 2024/234), "borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının kesin aciz belgesi hükmünde olduğu"nu ve bu belgeye dayanan alacaklının iptal davası açarak "davacı, dava konusu mal üzerinde cebrî icra yoluyla hakkını alma yetkisine sahip olabilecek" hale geleceğini belirtmiştir. Ayrıca "borçlunun bu şekilde haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olmadığını yargı mercileri önünde şikâyet konusu edebileceği anlaşılmaktadır."
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (01.03.2021, E. 2019/4841, K. 2021/2038), hacizde borçluya ait mal bulunamamasını "Bu durumda 27/05/2016 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir." şeklinde değerlendirmiş; davanın amacının "ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır." olduğunu vurgulamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (24.12.2020, E. 2017/420, K. 2020/8832) ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (24.04.2024, E. 2023/435, K. 2024/198), "Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir." ilkesini vurgulamış; Hukuk Genel Kurulu "Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı"nın bu davayı açabileceğini teyit etmiştir.
Tasarrufun İptali Davasının Koşulları ve Hüküm Sonuçları:
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi (19.01.2023, E. 2017/395, K. 2023/52), "İptal davası ile cebri icra takibinden bir semere elde edememiş olan alacaklıya, özel hukuk alanında tahsilat için bir imkân sağlanmaktadır" ve "İİK. m.277/b.l'e göre, haciz yoluyla takipte elinde kesin veya muvakkat aciz vesikası olan alacaklı iptal davası açabilir." tespitinde bulunarak haciz tutanağını aciz belgesi saymış ve taşınmaz devrinin "iptali ile davacı alacaklıya taşınmazların haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına" karar vermiştir.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (14.04.2021, E. 2020/500, K. 2021/308), aranan şartları "alacağın tasarruftan önce doğmuş olması alacak kesinleşmiş icra takibi, borçlunun borcu karşılamaya yeterli mal varlığı olmadığı yönündeki aciz veya geçici aciz vesikası olması ve tasarrufun alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kötü niyetli olarak yapılmış olması gerekmektedir." biçiminde özetlemiş ve "tasarrufun iptali ile davacıya Bursa 18.İcra Müdürlüğünün 2012/... esas sayılı dosyası yönünden icra ve haciz yetkisi verilmesine" hükmetmiştir.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi (08.03.2022, E. 2019/390, K. 2022/159), dava ön koşullarını "Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nın 277 md) bulunması gerekir." şeklinde saymış; taşınmazın elden çıkarılması halinde "İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir" hükmünü uygulamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (05.02.2024, E. 2022/4605, K. 2024/1030), borçlu hakkında "borç ödemeden geçici aciz vesikasının da bulunduğu" tespitiyle ilk derece mahkemesince verilen tasarrufun iptali ve cebri satış yetkisi tanınması kararını onamıştır.
İflas Yolu ve Doğrudan İflas Talebi
Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması halinde alacaklı iflas yoluna başvurabilir:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (27.09.2023, E. 2023/680, K. 2023/858), rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte teminat borcu karşılamazsa alacaklının "bu icra takibi sonucunda rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde kalan alacağını haciz (veya iflas) yolu ile isteyebilir" kuralını belirtmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (23.03.2022, E. 2021/727, K. 2022/236 ve E. 2021/728, K. 2022/235) dosyalarında davacılar, icra emrine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İİK m. 177 uyarınca doğrudan iflas talep etmiş; ancak borcun yargılama sırasında ödenmesi sebebiyle mahkemece "davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (21.01.2026, E. 2023/672, K. 2026/47) dosyasında davacı vekili, "öncelikle ilamların icrası yolu denenmişse de herhangi bir sonuç alınamamış olup İİK m.43/2 uyarınca takibin iflas yolu ile yapılması talep edildiğini" ileri sürmüş, mahkeme davayı bağlantılı dosya ile birleştirmiştir.
Tüzel Kişi Borçlularda Malvarlığı Yokluğu ve Temsilcilere Başvuru
Borçlunun bir şirket/tüzel kişi olması ve şirket malvarlığından tahsilat yapılamaması halinde, kanuni temsilcilerin sorumluluğuna başvurulabilmesi için şirket malvarlığının bulunmadığının somut olarak ortaya konulması gerekmektedir:
Danıştay 7. Dairesi (07.10.2025, E. 2024/2838, K. 2025/3017), "tahsil edilemeyen amme alacağı" kavramını şirketin malvarlığı araştırmasında haczi kabil mal bulunmaması veya satış bedelinin alacağı karşılamaması hali olarak tanımlamış; şirket adına kayıtlı araçların yakalanamaması ve üzerindeki öncelikli hacizler nedeniyle şirketten tahsil imkânı bulunmadığının anlaşıldığını değerlendirerek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Danıştay 9. Dairesi (19.04.2021, E. 2020/219, K. 2021/2795), takip yolları tüketilip "buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, kamu alacağının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenlenmesi veya haciz işlemi tesis edilmesinin mümkün olduğu görülmektedir." sonucuna varmıştır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (09.04.2025, E. 2023/1236, K. 2025/276), kanuni temsilciye başvurulabilmesi için "kamu alacağının tüzel kişinin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil olanağının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir." kuralını vurgulamıştır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (18.11.2020, E. 2019/1594, K. 2020/1267), "213 sayılı Kanun'un 10. maddesinden hareketle asıl amme borçlusu şirketten kamu alacağının hangi fiili veya hukuki sebeplerle alınamadığının dolayısıyla kamu alacağının tahsilinin olanaksız hale geldiğinin ortaya konulması gerekmektedir." gerekçesiyle, şirkete ait menkul malların değer tespiti yapılmadan temsilciye gidilmesini hukuka aykırı bulmuştur.