Sözleşmeler, taraflar arasında hukuken bağlayıcı sonuçlar doğurur. Bu nedenle bir sözleşmenin kurulmasından sonra taraflardan birinin yalnızca fikrini değiştirmesi, kural olarak sözleşmeyi tek taraflı biçimde sona erdirme hakkı vermez. Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu'nda ve özel kanunlarda belirli koşullar altında sözleşmeden dönme veya sözleşmeyi feshetme imkânları düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 123 ila 125. maddeleri kapsamında karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde alacaklıya çeşitli seçimlik haklar tanınmıştır. Kanuni şartların gerçekleşmesi durumunda alacaklı, sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Ancak bazı durumlarda borçluya uygun bir ek süre verilmesi gerekirken bazı hâllerde süre verilmesine gerek bulunmayabilir.
Sözleşmeden dönme ile fesih kavramları birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Dönme, özellikle ani edimli sözleşmelerde tarafların aldıklarını geri vermelerini gerektirebilir. Fesih ise çoğunlukla sürekli borç ilişkilerinin ileriye etkili biçimde sona erdirilmesi sonucunu doğurur. Bu ayrım, tarafların iade ve tazminat taleplerini doğrudan etkileyebilir.
Sözleşmenin tek taraflı olarak sona erdirilmesinin hukuka uygun olup olmadığı, sözleşmenin türüne, içeriğine ve somut olayın özelliklerine bağlıdır. Haklı bir neden bulunmaksızın sözleşmenin sona erdirilmesi, tazminat sorumluluğuna yol açabilir. Bu nedenle dönme veya fesih hakkı kullanılmadan önce kanuni koşulların ve sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.