Sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte kişilerin itibarını, şerefini ve saygınlığını zedeleyebilecek paylaşımlar da artmıştır. Bir kişi hakkında gerçeğe aykırı iddiaların yayımlanması, aşağılayıcı ifadeler kullanılması veya özel hayatına ilişkin bilgilerin izinsiz paylaşılması, kişilik haklarının ihlali sonucunu doğurabilir. Bu gibi durumlarda hukuki ve cezai sorumluluk gündeme gelebilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenlemeleri içermektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi ise kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talep edilmesine imkân tanımaktadır. Ancak her eleştiri veya olumsuz değerlendirme, kişilik hakkına hukuka aykırı bir saldırı olarak kabul edilemez.
Sosyal medya paylaşımlarının hukuka aykırı olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin niteliği, paylaşımın bağlamı, ifade özgürlüğü ve kişinin toplum içerisindeki konumu gibi unsurlar dikkate alınabilir. Özellikle hakaret niteliğindeki ifadeler, özel hayatın gizliliğini ihlal eden içerikler ve gerçeğe aykırı isnatlar hukuki sorumluluk doğurabilir.
Kişilik hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişi, koşulları mevcutsa saldırının durdurulmasını, hukuka aykırılığın tespitini ve tazminat talebini gündeme getirebilir. Paylaşımların ekran görüntüleri, bağlantı adresleri ve diğer hukuka uygun delillerle kayıt altına alınması önem taşır. Bununla birlikte manevi tazminatın miktarı, ihlalin ağırlığı ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenir.