Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu


Şirket tasfiye sürecini yürüten tasfiye memurları, şirketin vergi yükümlülüklerinden doğrudan sorumlu hale gelmektedir (5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun m. 17/7). Tasfiye memurları, diğer işlemlere başlamadan önce şirketin mevcut vergi borçlarını öncelikli olarak kapatmakla yükümlüdür. Eğer tasfiye memuru, vergi borçlarını kapatmadan ortaklara kâr payı dağıtımı veya alacaklılara borç ödemesi yaparsa, tahsil edilemeyen kamu alacağı tasfiye memurundan ve ödeme yapılan kişilerden istenebilir.

Tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır (213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 10/5). Bu, tasfiye memurlarının kendi mal varlıklarından ödemek zorunda kalacakları vergi borcunun, tasfiye sonucunda ortaklara veya alacaklılara dağıtılan toplam tutarı aşamayacağı anlamına gelir.

Tasfiye memurları, şirketin tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 207'ye uygun bir karşılık ayırmadan, İİK m. 206/4'te belirtilen alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde, bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. Tasfiye memurları, kamu alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan önce tasfiye sonucunda elde edileni dağıtamazlar veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Aksi takdirde, tahakkuk etmiş ve edecek olan kamu alacaklarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar ve bu sorumluluk yapılan tasarrufların ifade ettiği para miktarını geçemez.

Tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye dönemi ile sınırlıdır. Ancak, tasfiye öncesi döneme ilişkin sorumlulukları, şirketin tasfiyeye başladığı dönemdeki mal varlığı ile sınırlı olarak devam eder.

Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu

Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, kanuni temsilciler adına yapılır (VUK m. 10/5) 

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Kanuni temsilciler, görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden kamu borçlarından sorumludurlar. Ancak, kamu yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinin kendi kasıt ve ihmalleri sebebiyle olmadığını veya kendi fiilleri ile yükümlülüğün yerine getirilmemesi arasında nedensellik bağının bulunmadığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.

Tasfiye öncesi dönemlere ilişkin yapılan incelemeler sonucunda, şirketin o dönemdeki kanuni temsilcilerinin ödev ve sorumluluklarını yerine getirmediklerinin tespiti halinde, bu kişilerin sorumluluğuna gidilebilir.

Limited Şirket Ortaklarının Sorumluluğu

Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili olarak doğacak kamu alacaklarından, şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar (VUK m. 10/5). Bu sorumluluk, ortakların şirkete koydukları sermaye payları ile sınırlıdır.

Genel Sorumluluk ve Uygulama Alanları

Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır (VUK m. 10/5).

Kurumlar vergisine tabi şirketler bakımından Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) hükümleri, diğer kurum ve işletmeler bakımından ise Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) hükümleri uygulanır. Vergi borcu tahsil aşamasında ise VUK değil, AATUHK hükümleri uygulanır.

Tasfiye memurlarının sorumluluğuna dair VUK'ta yer alan sorumluluğun kusur sorumluluğu, AATUHK'da yer alan sorumluluğun ise kusursuz sorumluluk olduğu kabul edilmektedir.

Tasfiye memurlarının ödedikleri vergi asılları bakımından ortaklara ve alacağını tahsil etmiş ortaklara, tasarruf edilen tutarla sınırlı olmak kaydıyla rücu hakkı bulunurken, AATUHK çerçevesinde ise tasfiye memurlarının ödemeden pay sahiplerine dağıttıkları miktar için sadece kendilerine ödeme yapılmış olan pay sahiplerine rücu edilebilecektir. Vergi cezaları bakımından ise cezaların şahsiliği ilkesi gereğince rücu etme imkânı bulunmamaktadır.

Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin vergi borçlarından doğan sorumluluk hükümlerinin zaman içerisinde ağırlaştırıldığı görülmektedir.

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al