Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali veya kanunda öngörülen diğer durumlar nedeniyle meydana gelen manevi zararların giderilmesine yönelik hukuki bir kurumdur. Maddi tazminattan farklı olarak manevi tazminatın amacı, doğrudan ölçülebilir bir ekonomik kaybı karşılamak değildir. Bu nedenle manevi tazminat miktarının belirlenmesinde somut olayın özellikleri önem taşımaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde bedensel bütünlüğün zedelenmesi ve belirli ölüm hâllerinde manevi tazminata ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Kanunun 58. maddesinde ise kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talep edilebileceği öngörülmüştür. Bu hükümler kapsamında hâkim, olayın niteliğine göre uygun bir manevi tazminat miktarı belirleyebilir.
Manevi tazminatın belirlenmesinde ihlalin ağırlığı, meydana gelen olayın özellikleri, tarafların kusur durumları ve ihlalin kişi üzerindeki etkileri dikkate alınabilir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları da somut olayın niteliğine göre değerlendirmeye dâhil edilebilir. Bununla birlikte manevi tazminatın cezalandırma veya sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerekir.
Her manevi tazminat davasında uygulanabilecek sabit bir hesaplama yöntemi veya standart bir miktar bulunmamaktadır. Benzer olaylarda dahi ihlalin niteliği ve tarafların durumları farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle manevi tazminat taleplerinde kişilik hakkına yönelik ihlalin somut biçimde açıklanması ve uygun delillerle desteklenmesi önem taşımaktadır.