Kefalet sözleşmesi, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla başvurulan kişisel teminat türlerinden biridir. Kefil, kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde asıl borçlunun borcundan dolayı alacaklıya karşı sorumlu olabilir. Ancak kefilin borcu ödemesi, ödediği tutarın ekonomik yükünü her durumda kesin olarak üstlenmesi gerektiği anlamına gelmez.
Türk Borçlar Kanunu'nun 596. maddesi uyarınca kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur. Bu düzenleme, kefilin yaptığı ödeme nedeniyle asıl borçluya başvurabilmesine hukuki dayanak oluşturmaktadır. Bununla birlikte halefiyetin kapsamı ve kefilin kullanabileceği haklar, kanuni hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Kefilin asıl borçluya karşı ileri sürebileceği taleplerde ödemenin miktarı, borcun kapsamı ve kefalet sözleşmesinin niteliği önem taşır. Ayrıca kefilin asıl borçluya karşı sahip olduğu savunmalar ile alacaklıya karşı ileri sürülebilecek def'iler arasında bağlantı bulunabilir. Bu nedenle kefilin ödeme yapmadan önce hukuki durumunu değerlendirmesi önemlidir.
Kefalet sözleşmelerinin geçerliliği bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde düzenlenen şekil şartları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca eşin rızasına ilişkin hükümler ve kanuni istisnalar somut olayın niteliğine göre önem taşıyabilir. Dolayısıyla kefilin rücu hakkının değerlendirilmesinde öncelikle geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve yapılan ödemenin kapsamı incelenmelidir.