Kişilerin yetkili makamlara başvurarak şikâyette bulunması, anayasal hak arama özgürlüğünün bir parçasıdır. Ancak bu hakkın kötüye kullanılması, özellikle bilerek gerçeğe aykırı isnatlarda bulunulması veya başka bir kişiye zarar verme amacıyla hareket edilmesi, hukuki sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle haksız şikâyet nedeniyle manevi tazminat talep edilip edilemeyeceği önem taşımaktadır.

Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve 58. maddeleri kapsamında hukuka aykırı fiiller nedeniyle maddi veya manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Bununla birlikte bir şikâyetin sonuçsuz kalması, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat kararı verilmesi, şikâyetin kendiliğinden hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.

Şikâyet hakkının kullanılması sırasında makul şüphe bulunup bulunmadığı, başvurunun hangi bilgilere dayandığı ve şikâyetçinin davranışlarının dürüstlük kuralına uygunluğu önem taşır. Kişinin bilerek gerçeğe aykırı isnatlarda bulunması veya hak arama özgürlüğünün sınırlarını aşması durumunda tazminat sorumluluğu doğabilir.

Haksız şikâyet nedeniyle tazminat talep edilmesi hâlinde, hukuka aykırı davranışın ve kişilik hakkına yönelik ihlalin somut biçimde ortaya konulması gerekir. Şikâyet dilekçeleri, soruşturma dosyaları ve diğer deliller değerlendirmede önem taşıyabilir. Bu nedenle her beraat veya takipsizlik kararının otomatik olarak manevi tazminat hakkı doğurmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al