1. Genel Değerlendirme


Yargı kararları incelendiğinde, ekonomik krizlerin veya piyasa dalgalanmalarının her durumda şirketleri kendiliğinden sorumluluktan kurtaran bir mücbir sebep olarak kabul edilmediği görülmektedir. Mahkemeler ve yüksek yargı mercileri, mücbir sebebin varlığını katı kriterlere bağlamış; haricîlik, kaçınılamazlık, öngörülemezlik ve uygun illiyet bağı unsurlarını aramıştır. 

Özellikle tacir sıfatını haiz şirketlerin basiretli iş insanı gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde piyasadaki dalgalanmaları, kur artışlarını ve genel maliyet değişimlerini öngörerek gerekli tedbirleri alması gerektiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla tek başına enflasyonist ortam, artan maliyetler, kur şokları veya şirketin mali sıkıntıya düşmesi borçluyu ifa ve tazminat sorumluluğundan otomatik olarak kurtarmamaktadır.

2. Mücbir Sebep Kavramı ve Temel Hukuki Unsurlar

Yargı içtihatlarında mücbir sebep tanımlanırken belirli kurucu unsurların birlikte bulunması zorunlu tutulmuştur:

Öngörülemezlik ve Kaçınılmazlık: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2019/58 E., 2022/40 K., 25.01.2022) kararında, "Mücbir sebepte, mevcut her türlü tedbirin alınmasına ve her türlü imkân ve araca rağmen mücbir sebebin doğurduğu sonuçlar önlenememektedir" ve "Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada olayın doğuracağı sonuçları öngörebiliyorsa mücbir sebebe dayanarak borcun ifasından kurtulamaz." ilkelerini ortaya koymuştur.

Faaliyet Alanı Dışında Olma (Haricîlik): Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/1135 E., 2024/548 K., 02.07.2024) kararında aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tanımına göre; "Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcunun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, ön görülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır." Benzer tanımlara İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/739 E., 2026/88 K., 09.02.2026) ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2022/1457 E., 2026/411 K., 05.03.2026) kararlarında da yer verilmiştir.

Unsurların Kümülatifliği: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2022/1457 E., 2026/411 K.), "Bir olayın mücbir sebep sayılması için varlığı gerekli unsurlar, haricîlik, kaçınılamazlık ve öngörülemezliktir." değerlendirmesinde bulunmuştur. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/270 E., 2023/1252 K., 08.12.2023) ise "bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için bazı unsurları birlikte barındırıyor olması gerekir. Bunlar; öngörülemezlik, karşı konulamazlık, dışsallık ve kusursuzluktur" ve "Bununla birlikte meydana gelen olağanüstü olay ile borcun ifa edilememesi arasında uygun illiyet bağının da olması gerekir." ilkelerini belirtmiştir.

Objektif Özen Standardı: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/202 E., 2024/678 K., 02.10.2024), "mevcut duruma göre objektif özen gösterilse dahi zararın önlenmesi mümkün olmamalı, gerçekleşme tarzı ve yoğunluğu itibariyle olayların normal akışına göre beklenmedik halleri açık bir şekilde aşan, kaynağını sorumlunun işletme alanı ve faaliyeti dışında bulan olay olmalıdır" ölçütünü uygulamıştır.

3. Ekonomik Kriz, Enflasyon ve Kur Artışlarının Değerlendirilmesi

A. Enflasyon ve Maliyet Artışlarının Mücbir Sebep Sayılmaması

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/739 E., 2026/88 K., 09.02.2026): Mahkeme, "tek başına enflasyonist ekonomik ortam ya da artan maliyetler ve zarar etme" durumunun mücbir sebep oluşturmayacağını açıkça tespit etmiştir.

Danıştay 13. Dairesi (2024/1957 E., 2024/5552 K., 17.12.2024): İdare Mahkemesi gerekçesinde, "döviz kurundaki, motorinin litre fiyatındaki ve maliyetlerdeki artışların basiretli bir tacir olan davacı şirket tarafından öngörülmesinin ve buna göre tedbirler alınmasının gerektiği, dolayısıyla bu hususların mücbir sebep olarak değerlendirilmesine hukuki olanak bulunmadığı" belirtilmiş; Danıştay da temyiz incelemesinde Bölge İdare Mahkemesi kararını uygun bularak "dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." gerekçesiyle istinafın reddi kararını onamıştır.

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/148 E., 2022/646 K., 05.10.2022): Davalı şirketin 2018 kur krizini mücbir sebep göstermesi karşısında Mahkeme, "davalının döviz artışına bağlı yaşanan ekonomik krizin etkilerinin mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır" ve "Ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum davacı tarafından tahmin olunabilecek bir olgu olduğundan" değerlendirmesini yaparak ekonomik krizi tek başına sorumluluktan kurtarıcı bir neden saymamıştır.

B. Şirket İçi Mali Sıkıntılar ve Sözleşme Hükümleri

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2024/281 E., 2025/1439 K., 10.07.2025): Sözleşmede "ekonomik krizin satıcı açısından mücbir sebep olduğu" yönünde kayıt bulunmasına rağmen Daire; davalının mali durumu, borçları ve yönetim sorunlarının kendisinden kaynaklandığını, bunların "mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği"ni ve basiretli tacir olarak teslim edemeyeceğini öngörmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı kabul etmiştir.

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/313 E., 2023/388 K., 12.05.2023): Mahkeme, "Taraflar tacir olup, basiretli hareket etmekle yükümlüdürler." tespitinde bulunarak davacının mücbir sebep savunmasını geçerli bulmamış, "davacının mücbir sebep iddiasına itibar edilmemiştir." demiştir.

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/682 E., 2022/316 K., 19.04.2022): Kararda aktarılan bilirkişi raporunda, şirket ortaklarının soruşturma geçirmesinin mücbir sebep sayılamayacağı ifade edilmiş; Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

C. Sözleşmenin İmkânsızlaşması veya Uyarlanması İstisnaları

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/260 E., 2022/771 K., 03.11.2022): Sözleşmede salgın ve ekonomik-siyasi krizlerin açıkça mücbir sebep sayıldığı ve Özbekistan'daki projenin tasfiyesi ile akreditifin açılamadığı somut olayda Mahkeme, "taraflar arasındaki sözleşmenin 11. Madde kapsamında mücbir sebep şartlarının oluştuğu ve sözleşmenin mücbir sebebe dayalı olarak ifasının imkansız hale geldiği" sonucuna varmış; bakiye makine bedelinin aynen ifasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136/1. maddesi kapsamında istenemeyeceğini belirterek "Davanın reddine" karar vermiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2020/893 E., 2022/924 K., 09.06.2022): İlk derece mahkemesinin 2018 kur artışını mücbir sebep kabul eden gerekçesi karşısında Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmede ödemenin "fiili sevk tarihindeki TCMB. Döviz Satış Kuru üzerinden TL. Olarak ödeneceğinin düzenlendiği"ni tespit etmiş ve davacının farklı bir sözleşme kurulduğunu ispatlayamaması nedeniyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Özetle; ekonomik krizler kural olarak şirketleri sorumluluktan kurtaran bir mücbir sebep hali değildir. Şirketler, piyasadaki olumsuz gelişmeleri "işletme rizikosu" kapsamında taşımak ve basiretli tacir sıfatıyla bu riskleri önceden yönetmekle yükümlüdür.

Uygulamada ve uyuşmazlıklarda; borçlarını ekonomik gerekçelerle ifa edemeyen şirketlerin savunmalarını peşinen "mücbir sebep" üzerine kurmaları büyük bir hukuki risk taşımaktadır. Bunun yerine şartları mevcutsa, TBK m. 138 çerçevesinde aşırı ifa güçlüğüne dayalı sözleşmenin uyarlanması yoluna gidilmesi, sözleşmesel askıya alma ve müzakere mekanizmalarının işletilmesi dava pratiği açısından en isabetli yoldur.

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al