Evlilik birliğinde eşlerin duygusal ve fiziksel yakınlığı, ortak yaşamın önemli unsurlarından biri olmakla birlikte, evlilik kişilerin bedensel özerkliğini ve cinsel dokunulmazlığını ortadan kaldırmaz. Eşlerden birinin cinsel birliktelikten kaçınması, bazı durumlarda evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiasına konu olabilmektedir.
Ancak cinsel birliktelik kurulmamasının boşanma davasındaki hukuki değerlendirmesi, kaçınmanın nedenine ve tarafların davranışlarına bağlıdır. Sağlık sorunları, psikolojik etkenler, şiddet, korku veya diğer haklı nedenler dikkate alınmadan bir eşe kusur yüklenmesi doğru değildir. Hiçbir eşin diğerini cinsel ilişkiye zorlamaya hakkı bulunmamaktadır.
Bu nedenle cinsel yaşamla ilgili uyuşmazlıklarda mahkeme, tarafların özel hayatına saygı göstererek somut olayın koşullarını değerlendirir. Cinsel birlikteliğin bulunmaması her durumda kusurlu davranış anlamına gelmemekte, boşanma sebebinin oluşup oluşmadığı olayın bütününe göre belirlenmektedir.