Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161. maddesinde düzenlenen mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Vakıa kanıtlandığında hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırmaksızın boşanmaya karar vermekle yükümlüdür. Zinanın gizli alanlarda yaşanması nedeniyle doğrudan cinsel birleşme anının bizzat görülmesi zorunlu değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi; cinsel ilişkinin gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin, güçlü fiili karinelerin veya ilişkinin yaşandığına kesin gözüyle bakılmasını gerektiren olguların varlığını yeterli görmektedir.
Yargıtay içtihatlarında zina, Hukuk Genel Kurulu'nun 17.12.2025 tarihli, E. 2025/33, K. 2025/839 sayılı kararında belirtildiği üzere, "eşlerden birinin, bir başka kişiyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkide bulunmasını ifade eder." Zinanın doğası gereği gizli alanlarda yaşanması sebebiyle, ispat faaliyeti yalnızca cinsel ilişkinin bizzat görülmesi gibi doğrudan delillerle sınırlandırılmamıştır. Hukuk Genel Kurulu, zinanın ispatı için doğrudan delil şartı aramamış; anılan kararında ve 01.04.2026 tarihli, E. 2025/201, K. 2026/200 sayılı kararında, "Zinanın ispatı için cinsel ilişkinin gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin bulunması gerekir." ve "zina için getirilen deliller toplamının, hayat tecrübelerine göre, zina eyleminin işlendiğini kuvvetle muhtemel göstermesi gerekir. Bu nedenle salt "şüphe" yeterli değildir." ilkelerini benimsemiştir.
TMK m. 184 uyarınca hâkim vicdanen kanaat getirmedikçe vakıayı ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin teklif edilemez ve tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz.
HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilen deliller ispatta dikkate alınamaz. Eşin rızası dışında şifresi kırılarak veya casus yazılımla ele geçirilen sosyal medya hesapları, gizli ses kayıtları ve hukuka aykırı sunulan mesajlar hükme esas alınamaz. Bu deliller dosyadan dışlansa dahi zina olgusu tanık gibi diğer hukuka uygun delillerle ispatlanabilir.
Müşterek konutta açıkta bulunan veya mahkeme müzekkeresiyle resmi kurumlardan celbedilen kayıtlar hukuka uygun kabul edilirken; komplo, kurgu veya manipülasyonla üretilen/yaratılan deliller kesin olarak reddedilir. İçeriği tartışmalı olan CD, fotoğraf ve mesaj kayıtlarında mahkemenin eksik incelemeyle delili toptan reddetmeyip bilişim bilirkişisi incelemesi yaptırması gerekir.
Uygulamada Dikkate Alınan Doğrudan ve Dolaylı Delil Türleri
Otel ve Konaklama Kayıtları: Eşin, haklı/zorunlu bir gerekçesi olmaksızın karşı cinsten biriyle aynı otel odasında baş başa gece geçirmesi zinaya güçlü karine teşkil eder. Buna karşılık, aynı odada birden fazla kişiyle (örneğin iki kadın, iki erkek) kalınması ve savunmanın aksinin kanıtlanamaması durumunda kesin karine oluşmaz.
Birlikte Geceleme, Birlikte Yaşama ve Fiziki Takip: Karşı cinsten bir kişinin evinde geceleyip sabah çıkılması, bina önündeki araç kayıtları, video kayıtları ve yoğun iletişim trafiğinin bir arada bulunması zinanın sübutu için yeterli görülmektedir.
Mesajlaşma ve İletişim Trafiği (HTS): Mesajların içeriği açıkça cinsel birlikteliği ortaya koyuyorsa veya tanık beyanlarıyla destekleniyorsa zina kanıtlanmış sayılır.
Fotoğraflar ve Çok Sayıda Görsel Delil: Farklı zaman ve mekânlarda çekilmiş çok sayıda fotoğraf ile tanık anlatımlarının bütünü hayatın olağan akışına göre zinayı ispatlayabilir.
Tanık Anlatımları: Duyuma ve dedikoduya dayalı beyanlar hükme esas alınmaz; görgüye dayalı, çelişkisiz anlatımlar aranır.
Çekişmeli boşanma davalarında zina iddiası, ispatı en hassas ve sonuçları mal rejimi ile tazminat bakımından en ağır olan vakıalardan biridir. Zina eyleminin gizli doğası gereği, Yargıtay ve yerleşik doktrin doğrudan delil zorunluluğunu aramamış; kuvvetli karinelerin (otel odasında geceleme, eve alma, birlikte yaşama, zührevi hastalık, DNA) varlığını yeterli görmüştür.
Uygulayıcılar açısından dava ikame edilirken delillerin hukuka uygun yollardan temin edilmiş olmasına (casus yazılım ve kurgudan uzak durulmasına) azami dikkat edilmelidir. İspat zafiyeti riskine karşı terditli dava yoluna başvurulması, 6 aylık ve 5 yıllık hak düşürücü sürelere riayet edilmesi ve delillerin HMK m. 194 uyarınca vakıalarla somutlaştırılarak ilk derece mahkemesinde eksiksiz sunulması davanın akıbeti açısından belirleyicidir.