Günlük yaşamda aile bireyleri, arkadaşlar veya ticari ilişki içerisindeki kişiler arasında sıklıkla para alışverişi yapılmaktadır. Ancak borç olarak verilen paranın kararlaştırılan tarihte geri ödenmemesi, taraflar arasında ciddi hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. Türk Borçlar Kanunu kapsamında ödünç verilen paranın geri ödenmesi, borçlunun hukuki yükümlülükleri arasında yer almaktadır.
Borç ilişkisinin yazılı bir sözleşmeyle kurulmuş olması, alacağın ispatını kolaylaştırmakla birlikte yazılı sözleşmenin bulunmaması her durumda alacak hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Banka dekontları, taraflar arasındaki yazışmalar, borç ikrarları ve diğer hukuka uygun deliller, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilerek borcun varlığının ispatında kullanılabilir. Bununla birlikte senetle ispat kurallarının dikkate alınması gerekir.
Borçlunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda alacaklı, şartları mevcutsa icra takibi başlatabilir veya alacak davası açabilir. İlamsız icra takibine borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi hâlinde takip durabilir. Bu durumda alacaklının itirazın iptali davası veya koşulları varsa itirazın kaldırılması yoluna başvurması gündeme gelebilir.
Alacağın tahsil edilmesinde en önemli hususlardan biri, borç ilişkisinin hukuki niteliğinin ve mevcut delillerin doğru değerlendirilmesidir. Özellikle borcun vadesi, faiz talebi, zamanaşımı ve ispat yükü gibi konular uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle borç verilen paranın geri alınması sürecinde somut olayın hukuki çerçevesinin belirlenmesi önem taşımaktadır.