Anne veya babanın sağlığında sahip olduğu taşınmazları çocuklarından yalnızca birine devretmesi, miras hukukunda sıklıkla uyuşmazlığa neden olan işlemler arasındadır. Özellikle aileye ait evin, arsanın veya başka bir taşınmazın kardeşlerden birinin üzerine geçirilmesi, diğer mirasçıların miras haklarının ihlal edilip edilmediği sorusunu gündeme getirebilir. Ancak bir kişinin sağlığında malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması kural olarak mümkündür. Bu nedenle babanın evini çocuklarından birine devretmiş olması, tek başına işlemin hukuka aykırı olduğu veya diğer çocukların mutlaka dava açarak taşınmazı geri alabileceği anlamına gelmez. Devrin hukuki niteliği, gerçek amacı ve mirasçılık haklarına etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Miras hukukunda bu tür uyuşmazlıklarda en çok karşılaşılan kavramlardan biri muris muvazaasıdır. Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış veya başka bir işlem gibi göstermesi halinde gündeme gelebilir. Örneğin babanın, gerçekte herhangi bir satış bedeli almaksızın evini çocuklarından birine tapuda satmış gibi devretmesi ve bu işlemi diğer mirasçılarının haklarını bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirmesi durumunda muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir. Bununla birlikte tapuda gösterilen bedelin düşük olması veya taşınmazın yalnızca bir çocuğa devredilmesi, muvazaanın varlığını tek başına kanıtlamaz.

Muris muvazaasına dayalı uyuşmazlıklarda miras bırakanın gerçek iradesinin ortaya çıkarılması büyük önem taşır. Mahkeme, taşınmazın devir tarihindeki değeri ile gösterilen satış bedeli arasındaki farkı, taşınmazı devralan çocuğun ekonomik durumunu, taraflar arasındaki aile ilişkilerini ve miras bırakanın diğer mirasçılarına karşı tutumunu değerlendirebilir. Ayrıca miras bırakanın malvarlığının tamamı, satış yapmasını gerektiren makul bir ihtiyacının bulunup bulunmadığı ve devrin gerçekleştirildiği dönemdeki koşullar da dikkate alınabilir. İşlemin gerçekte satış mı, bağış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik görünüşte bir işlem mi olduğu, somut olayın delilleriyle belirlenir.

Babanın taşınmazı çocuklarından birine devretmesinin hukuki sonuçları, işlemin satış veya bağış niteliğinde olmasına göre farklılık gösterebilir. Gerçek bir satış işleminin bulunması halinde diğer mirasçıların yalnızca miras paylarının azalması gerekçesiyle devrin iptalini istemeleri kural olarak mümkün değildir. Buna karşılık karşılıksız kazandırmalar bakımından mirasta denkleştirme ve saklı payın ihlal edilmesi halinde tenkis hükümleri gündeme gelebilir. Özellikle altsoya yapılan karşılıksız kazandırmaların miras paylaşımında nasıl değerlendirileceği, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenir. Dolayısıyla her taşınmaz devri için aynı dava türünün açılması doğru değildir.

Babanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz devrine karşı diğer çocukların ne zaman dava açabileceği de önem taşımaktadır. Miras bırakan henüz hayattayken çocukların gelecekteki mirasçılık sıfatına dayanarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmaları kural olarak mümkün değildir. Mirasın açılması, yani miras bırakanın ölümü sonrasında mirasçılık hakları doğar ve işlemin niteliğine göre hukuki başvuru yolları değerlendirilebilir. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talepleri bakımından kural olarak zamanaşımı uygulanmazken, tenkis ve mirasta denkleştirme gibi talepler yönünden farklı hukuki süreler ve koşullar söz konusu olabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın hangi hukuki nedene dayandığının doğru belirlenmesi gerekir.

Miras bırakanın bir çocuğuna taşınmaz devretmesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklarda tapu kayıtları, banka hareketleri, satış bedeline ilişkin belgeler, tanık anlatımları ve taşınmazın devir tarihindeki değeri önemli deliller arasında yer alabilir. Muris muvazaası iddiasıyla açılacak tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Ancak davanın başarıya ulaşabilmesi için yalnızca mirasçılar arasında eşitsizlik oluştuğunun değil, ileri sürülen hukuki sebebin koşullarının gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekir. Bu nedenle miras bırakanın sağlığında yaptığı işlemlerin, mirasçılık hakları ve uygulanabilecek dava türleri bakımından ayrı ayrı incelenmesi önem taşımaktadır.

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; içeriği avukatlık reklamı niteliği taşımaz. Somut hukuki uyuşmazlıklarınız için mutlaka bir avukata danışınız.
← Tüm Makaleler Hukuki Destek Al