Borç ilişkilerinde yükümlülüklerin yerine getirilmesi yalnızca borçlunun davranışlarına bağlı değildir. Bazı durumlarda alacaklının da borcun ifasına yönelik gerekli iş birliğini göstermesi gerekir. Alacaklının haklı bir neden olmaksızın kendisine sunulan uygun ifayı kabul etmemesi, alacaklının temerrüdü olarak adlandırılan hukuki durumu ortaya çıkarabilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi uyarınca yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabul etmekten veya borçlunun ifada bulunabilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini gerçekleştirmekten kaçınırsa temerrüde düşebilir. Bu durumda borçlunun hukuki durumu, alacaklının temerrüdüne ilişkin hükümler kapsamında değerlendirilir.
Alacaklının temerrüdü hâlinde borçluya bazı hukuki imkânlar tanınmıştır. Özellikle verme borçlarında, kanuni koşulların gerçekleşmesi durumunda borç konusu şeyin tevdi edilmesi gündeme gelebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 107 ve devamı maddelerinde bu duruma ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Edimin niteliğine göre satma veya sözleşmeden dönme gibi farklı sonuçlar da ortaya çıkabilir.
Bununla birlikte alacaklının her ödeme teklifini kabul etmek zorunda olduğu söylenemez. Önerilen ifanın sözleşmeye ve kanuna uygun olması gerekir. Bu nedenle alacaklının temerrüdünden söz edilebilmesi için borçlunun ifa teklifinin niteliği, alacaklının ret gerekçesi ve borç ilişkisinin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.