İş kazaları, çalışanların bedensel veya ruhsal bütünlüğünü etkileyebilen ve ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilen olaylardır. İşyerinde meydana gelen her yaralanma veya sağlık sorunu hukuken aynı şekilde değerlendirilmemekle birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda belirtilen koşulları taşıyan olaylar iş kazası kapsamında kabul edilebilir. İşçinin işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle veya kanunda belirtilen diğer durumlarda meydana gelen kazalar bu kapsamda değerlendirilebilir. İş kazası sonucunda zarar gören çalışan, olayın özelliklerine ve yasal koşullara göre sosyal güvenlik haklarından yararlanabileceği gibi maddi ve manevi tazminat da talep edebilir.
İş kazasının meydana gelmesinden sonra öncelikle çalışanın gerekli sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması ve kazanın usulüne uygun şekilde kayıt altına alınması önemlidir. Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından işveren, iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içerisinde bildirmekle yükümlüdür. Hastane kayıtları, iş kazası tutanakları, tanık anlatımları, kamera görüntüleri ve işyerindeki güvenlik önlemlerine ilişkin belgeler, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda önemli deliller arasında yer alabilir. İşverenin kazayı bildirmemiş olması ise olayın hukuken iş kazası olarak değerlendirilmesini tek başına engellemez.
İş kazası geçiren çalışanın talep edebileceği maddi tazminatın kapsamı, kazanın yol açtığı zararlara göre değişiklik gösterebilir. Çalışanın çalışma gücünde kayıp meydana gelmesi, gelir elde etme kapasitesinin azalması veya ekonomik geleceğinin olumsuz etkilenmesi durumunda maddi tazminat gündeme gelebilir. Ayrıca koşullarına göre tedavi giderleri ve diğer ekonomik zararlar da talep konusu yapılabilir. Maddi tazminatın belirlenmesinde işçinin yaşı, geliri, mesleği, sürekli iş göremezlik oranı, kusur durumu ve olayın diğer özellikleri dikkate alınır. Bu nedenle iş kazası tazminatının herkes için geçerli sabit bir miktarı bulunmamaktadır.
İş kazasının çalışan üzerinde oluşturduğu bedensel acı, psikolojik etkiler ve yaşam kalitesindeki olumsuz değişiklikler manevi tazminat talebine de dayanak oluşturabilir. Manevi tazminatın amacı, meydana gelen zararın parasal karşılığını kesin olarak hesaplamak değil, yaşanan manevi zararın bir ölçüde giderilmesini sağlamaktır. Mahkeme tarafından manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, yaralanmanın niteliği, tarafların kusur durumları ve somut olayın özellikleri değerlendirilir. İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde ise ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler bakımından destekten yoksun kalma tazminatı, yakınları bakımından da kanuni koşullar çerçevesinde manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü, iş kazasından doğan hukuki sorumluluğun değerlendirilmesinde önemli bir yere sahiptir. İşverenin çalışanlara gerekli eğitimleri vermemesi, uygun koruyucu ekipmanları sağlamaması veya çalışma ortamındaki risklere karşı yeterli tedbirleri almaması, olayın koşullarına göre sorumluluğunun doğmasına neden olabilir. Bununla birlikte her iş kazasında işverenin otomatik olarak tazminat ödemekle yükümlü olduğu söylenemez. İşverenin sorumluluğu, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, zarar ve uygun illiyet bağı gibi hukuki unsurlar çerçevesinde değerlendirilir. Çalışanın kusurunun bulunması da tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilir.
İş kazası nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep etmek isteyen çalışanların başvurabilecekleri hukuki yollar bulunmaktadır. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında, diğer birçok işçilik alacağından farklı olarak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması şart değildir. Bu nedenle kanuni koşulların gerçekleşmesi halinde doğrudan görevli iş mahkemesinde dava açılabilir. Ancak tazminat taleplerinin kapsamının belirlenmesi, kusur ve maluliyet durumlarının tespiti, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerinin gözetilmesi önem taşımaktadır. İş kazası sonrasında yaşanabilecek hak kayıplarının önlenmesi bakımından olayın hukuki ve teknik yönleriyle birlikte incelenmesi gerekmektedir.